Sizin Karbon Ayak İziniz Kaç Numara?

İnternete bağlanan cihazların sayısı her geçen gün artarken şirketler artan enerji maliyetleriyle başa çıkmanın akıllı yollarını arıyor. Günümüzün çalışma şekline uyum sağlamaya çalışan kurumlar dağıtık ofislerindeki PC, notebook, monitör ve sunucu gibi daha birçok cihazın güç tüketimini takip etmek zorunda. BT Bilgi şirketlere şimdi daha iyi bir enerji yönetimi gerçekleştirme ve tasarruf sağlama avantajı sunan bir çözüm öneriyor.

Küresel ısınma deyince herkesin kanıksadığı ve önemsediği bir konu bir anda bir fotoğrafla gerçeklik kazanabiliyor. Okyanusun orta- sındaki küçük bir buz parçası üzerinde yavrusu ile mahsur kalan beyaz ayı fotoğrafı küresel ısınmayla ilgili gerçekleri gayet net anlatıyor. Küresel ısınmada belli bir eşiğin geçildiği yolunda çok sayıda kanıt var. Hayvan türleri çok daha hızlı yok olurken, kutup bölgesindeki buzulların erime hızı tahmin edilenin üzerinde gerçekleşiyor. Kuşkusuz ekonomilerin geleneksel üretim biçimlerini terketmesi çok zaman alacak. Buna karşın enerji tasarrufunu hedefleyen teknolojiler ve standartlar geliştirilirken buna en başta uyum sağlayan endüstriler arasında tabii ki en başta bilişim teknolojileri geliyor.

Enerji tüketimi düşük cihazların yanı sıra enerji yönetimi uyglamalarının ortaya çıkması ile birlikte veri merkezlerinde uzun bir süre önce radikal bir dönüşüm başladı. Dünya nüfusu artarken teknolojiye olan ihtiyaç kademeli olarak artarken kurumlar da bir yandan doğadaki karbon ayak izlerini azaltmaya çalışıyor. Yüzlerce hatta binlerce bilgisayar sunucusunun birarada çalıştığı veri merkezleri bu konuda dertli görünüyor. Zira enerji yönetimi, maliyetler ve sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıyor.

Geçtiğimiz günlerde ünlü çevre koruma örgütü Greenpeace, bazı bulut servis sağlayıcıları Yeşil BT (Green IT) ve çevre açısından bir değerlendirmeden geçirmiş. Greenpeace’in enerji verimliliği açısından yaptığı bu değerlendirmeye göre Google’ın karnesinde, B; Amazon Web Servisleri’nde ise D notu bulunuyor.

Bu servis sağlayıcıların enerji tedariğinde güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynakları kullanmaları, enerji yönetimi becerileri gibi konular çerçevesinde yapılan değerlendirme tabii ki onları küresel ısınma şüphelileri arasına yerleştiriyor. Yine de şöyle bir gerçek var:

Bugün yapılan araştırmalar, sayısız veri merkezinin kullandığı yüzlerce hatta binlerce sunucunun tam kapasite çalışmadığını gösteriyor. Kurumlar yüz binlerce lira harcayarak büyüyen işlerini sürdürebilmek için sunucular satın alıyor. Yönetim açısından giderek sorun olmaya başlayan bu sunucuların birçoğunun kapasite kullanımı açısından yüzde 3-5’ler seviyesinde çalıştığı biliniyor. Buna karşılık çalışmasa dahi sunucular sistemi kontrol amaçlı elektrik harcamaya devam ediyor. Dolayısıyla yeni işletim sistemleri ve sunucu teknolojileri enerji tüketimini minimum düzeyde tutsa bile veri merkezlerinin elektrik faturaları kabarmaya devam ediyor.

Tüketim giderek artıyor

Mevcut veri merkezlerinin büyük bir kesimi, enerji tüketimi ve ısıdan kaynaklanan sorunlar karşısında eli kolu bağlı durumda. Bilişim endüstrisindeki gelişmeleri takip eden araştırma kuruluşlarından Gartner Group, yıllık küresel karbondioksit salınımının yaklaşık binde 75’inin PC ve sunucuların enerji tüketiminden kaynaklandığını açıkladı. Bunun yüksek bir oran olduğu açık ve yüzde 1’e yaklaşan bu oran giderek de artacak. Küresel havacılık endüstrisi bile karbondioksit salımına yılda yüzde 2 düzeyinde katkı verirken bilişim endüstrisinin bu alandaki titizliği anlaşılabilir bir durum oluşturuyor.

Bu arada yapılan bazı araştırmalar, tüketicilerin, endüstri standartlarında bir sunucuya ödedikleri fiyatın yaklaşık yüzde 15’ini yıllık elektrik faturası olarak ödediğini gösteriyor. Dolayısıyla sistemler büyüdükçe bu fatura daha da artıyor. Örneğin, bundan beş altı yıl önce 10 bin 240 işlemcisiyle Barcelona’da hizmet veren Avrupa’nın en büyük süper bilgisayarı Marenostrum, kendi maliyetinin üçte biri kadar bütçeyi sadece tükettiği elektrik için kullanıyordu.

Teknoloji çözümün parçası

Bilişim sektörü enerji tüketimine iki açıdan yanıt vererek işe başladı. Önce EPA gibi kurumlar öncülüğünde Energy Star gibi standartlar ile çalışmadığı zaman neredeyse hiç enerji tüketmeyen PC’ler, monitörler, sunucular üretmeye başladı. Bu arada özellikle sunucuların tasarımlarında güç tüketimini en alt noktaya çekecek harika çözümler geliştirdi.

Elbette işletim sistemi ve iş uygulamaları yazılım mimarisi açısından enerji duyarlılığını sergileyen özelliklerle ortaya çıktı. Enerji yönetimini kolaylaştıran uygulamalar ve applet’ler, işletim sistemleri ve ERP gibi bazı yazılımların içinde gelmeye başladı. Gerek kurumsal kaynak uygulamalarında, gerekse tesis ve varlık yönetimi yazılımlarında sürdürülebilirlik ve çevresel maliyetlerin izdüşümü olarak bu teknolojiler, kurumun karbon ayakizini hesaplamak ve hızlı bir şekilde önlem almak için kullanılmaya başladı.

Sanallaştırma ve bunun bir uzantısı olarak bulut servisleri, teknolojiyi daha verimli bir noktaya taşırken buna bağlı olarak kurumların enerji maliyetleri de azalmaya başladı. Günümüzün büyük bulut servis sağlayıcıları, dağınık veri merkezlerinde yüzlerce kuruma hizmet vererek aslında verimsizliği bir noktaya kadar ortadan kaldırdı.

Çevreye Duyarlı Enerji Yönetimi

Bir noktaya kadar diyoruz çünkü sonuçta yapılan tüm işlemlerin bir bedeli ve maliyeti var. Çünkü çoklu cihazların bulunduğu ortamda enerjiden tasarruf ve karbon ayakizinin azaltılması için daha güçlü teknolojilere ihtiyaç var. Ağ cihazları pazarının lideri Cisco, 2013 yılında duyurduğu Cisco EnergyWise Suite ile bu alanda önemli bir atak yaptı. Daha önce satın almış olduğu JouleX yazılımını kendi mevcut servisleriyle entegre ederek enerji tasarrufunda radikal bir adım attı.

Bilgisayar ağına bağlı, yönlendirici, anahtar, sunucu, erişim noktası, IP telefonu, notebook, monitör ve hatta ATM makineleri dahil, tüm sistem ve cihazların türüne bağlı bakmaksızın enerji tüketimlerinin analizini yapabiliyor, kurallar çerçevesinde akıllı bir enerji yönetimi sağlıyor.

BT için tüketilen enerjinin veri merkezi maliyetleri içinde önemli bir kalem olduğu biliniyor. Gartner Dataquest’in BT Donanım Tüketim Tahminleri raporunda bilgi teknolojileri için harcanan enerjinin kurumlarda tüm enerji harcamalarının yüzde 25’inden başlayıp yüzde 80’lere kadar yükselebildiğini gösteriyor. Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) çağında sisteme bağlanan her cihaz bu maliyeti daha da yükseltiyor. Dolayısıyla kurumlar bu maliyeti yönetecek ve azaltacak çözümler bulmak zorunda.

Bu amaçla dağıtık ofis ortamlarından veri merkezlerine ve cihazlara kadar her yerde kullanılan enerji hakkında tam tüketim ve maliyet (ROI) raporlarını yöneticilerin ilgisine sunuyor. BT cihazlarının tek tek enerji tüketimlerinin yanı sıra tasarruf edilebilecek potansiyel noktaları da gösteriyor.

Veri merkezindeki tüm gerçek ve sanal cihazların enerji tüketiminin miktarını yüzde 100 kesinlikle belirlerken birbirinden uzak ve dağınık durumdaki ofis ortamlarında yüzde 35’e varan enerji tasarrufu sağlamak için yapılması gerekenleri de öneriyor.

Profesyonellerin sürdürülebilir BT ortamları oluşturma çabalarına çözümleriyle destek olan BT Bilgi Teknolojileri, profesyonel iş yönetiminde gerçek bir katma değer sağlayıcısı olarak şirketlerimizin hizmetine sunuyor. Daha fazla bilgi için lütfen iletişime geçiniz.

İletişim

Mesajınızı yazın.

Aramak istediğinizi yazın ve Enter tuşuna basın